Ekonomik Durgunluktan Çıkmak İçin Öneriler

2016 yılı boyunca talebin düşmesi, maliyetlerin artması, finansal dengelerdeki bozulmalar ve rekabetin her zamankinden daha da zor olması, sanayi üretimini olumsuz etkiliyor maalesef. Son açıklanan verilere göre, üçüncü çeyrekte sanayi üretiminde büyüme gerçekleşmedi; bir önceki çeyreğe göre % 3.1 daralma gerçekleşti. Son çeyreğin de çok farklı olması beklenmiyor.

Piyasalara baktığımızda her sektörde sıkıntı olduğunu görüyoruz. Ancak genel bir sıkıntı var deyip, hiçbir şey yapmadan piyasaların düzelmesini beklemek çözüm olmuyor. Her şirketin kendi çözümlerini üretmeye çalışması gerekiyor. Bu çözüm yolları neler olur diye baktığımızda, pek çok sektör yöneticisinin ortak çözüm önerilerinin maliyetleri kontrol altına alma, katma değerli ürünler üretme, yeni pazarlar bulma ve kendi insan kaynağını yetiştirme olduğunu görüyoruz.

ekonomik_durgunluktan_cikmak_icin

Ben de herkesin endişeli olduğunu, önünü görmeye çalıştığını, bazı planlarını ertelediğini, pazarlama, eğitim ve yatırım bütçelerini azalttığını görüyorum. Bu endişeleri anlıyorum ama sıkıntılı dönemi atlatmanın yolu bu bütçeleri azaltmaktan veya planları ertelemekten geçmiyor.

Böylesi sıkıntılı bir dönemin üstesinden gelmenin yolu işletmelerin kendine en uygun çözümleri bulmasından ve uygulamasından geçiyor.

Bu dönemde aşağıdaki çözüm önerilerini dikkate alırsanız, işletmeniz için zorlukların üstesinden daha kolay gelebilirsiniz:

1. İnovasyon ve yenilikçilik
İşletmelerin fark yaratabilmek ve rekabet avantajı sağlayabilmek için, inovasyona önem vermesi gerektiği artık yadsınamaz bir gerçek. Özellikle durgunluk dönemlerinde inovatif, yepyeni ürün ve hizmetler geliştiren firmalar bir adım öne geçiyor.

2. Katma değeri yüksek ürünler
İnovasyon ve yenilikçilik kültürünün yerleştiği işletmeler, tüketicilerini de çok iyi tanıyorsa, tüketici için katma değeri yüksek ürünler geliştirebiliyor. Bu da rekabette fark yaratmak ve karlılık artışı anlamına geliyor.
3. Teknolojiye yatırım
Teknolojiye yatırım yapmayan firmaların artık uzun süre varlığını sürdürmesi mümkün değil. Teknoloji hem süreçlerin iyileştirilip, maliyetlerin düşürülmesine yardımcı oluyor, hem de doğru bilgiye hızlı ulaşmayı mümkün kılıyor.

4. Yeni pazarlar bulma
İç piyasada talep daraldığı için yeni pazarlara açılan firmalar avantaj sağlıyor.

5. Maliyetleri kontrol altına alma
Talebin daralmasına bağlı olarak karlılık düşüşünü tersine çevirebilmek için maliyetlerin düşürülmesi gerekiyor. Maliyetlerin düşürülmesi de iş süreçlerinin sürekli iyileştirilmesi gerektiriyor.

6. Dağıtım kanalı etkinliği
Dağıtım kanallarının ve dağıtım süreçlerinin gözden geçirilerek etkinliğinin arttırılması, dağıtım maliyetlerinin düşürülmesine yardımcı olacağı gibi, doğru müşteriye ulaşmayı da beraberinde getiriyor.

7. Operasyonel mükemmellik
Yukarıdaki maddelerde belirtilen tüm çalışmalar, işletmenin operasyonel mükemmelliğe ulaşmasına yardımcı oluyor. Bu da rekabette ayakta kalmasını sağlıyor.

8. Kendi İnsan Kaynağını Yetiştirme
Nitelikli insan kaynağına erişim sorunu yaşayan işletmeler, üretimde de ciddi sıkıntılar yaşıyor. İşletmeler kendi çalışanlarını yetiştirmesi bu sorunun aşılmasına yardım ediyor.

9. Hız
Ekonomik, siyasi, teknolojik tüm koşulların çok hızlı olduğu günümüzde işletmelerin de bu hıza ayak uydurması hayati önem taşıyor. Hızlı davranamayan işletmeler rekabet yarışında geride kalıyor.

Aslında tüm bu çözüm önerilerine baktığımızda durgunluk dönemlerinin bir işletme için çok önemli fırsatları barındırdığını görüyoruz. Burada önemli olan bu fırsatları iyi görebilmek ve işletmeye en faydalı olacak şekilde değerlendirebilmek.

Hadi işletmenize bir de bu gözle bakın, durgunluğu fırsata çevirin.

Bir Pazarlama Faaliyeti Yapmadan Önce Sormamız Gereken Sorular

Pazarlama planlarımızı hazırlarken, bazı durumlarda planladığımız aktivitelerin kısa vadeli etkilerine odaklanıp, uzun vadede işimize olacak katkısını düşünmüyoruz. Böyle olunca da etkin ve verimli aktiviteler yapmıyoruz, paramızı ve zamanımızı boşa harcıyoruz. Markamız hakkında yanlış algılara yol açabiliyoruz. Müşterilerimizden uzaklaşabiliyoruz.

Aşağıdaki sorular, pazarlama aktivitelerinin doğruluğuna karar vermemize yardım eder:

  • Ürünümüzün kalitesinden emin miyiz?
  • Ürünümüzün fiyatı doğru mu?
  • Ürünümüzün dağıtım sorunu var mı?
    • Olması gereken her satış noktasında bulunuyor mu?
  • Yapacağımız pazarlama aktivitesi, hedeflerimize ulaşmamıza nasıl katkı sağlayacak?
  • Müşterilerimize ulaşmamızı ve bağ kurmamızı sağlayan en iyi aktivite bu mu?
  • Paramızı buraya harcamak yerine, başka bir yere harcasaydık, daha etkin ve verimli bir çalışma mı yapmış olurduk?
  • Pazarlama aktivitesi, markamızın kimliği ile uyumlu mu?
  • Pazarlama aktivitesi, kurumumuzun itibarına uygun mu?
  • Aktivitenin başarılı olup olmadığını nasıl anlayacağız? Aktiviteden beklentimiz net olarak nedir?
    • Başarı kriterleri belli mi?
    • Hedeflerimizi belirledik mi?

pazarlama_plani_sorular

Pazarlama planlarımızı hazırlarken, tüm aktiviteleri doğru bir şekilde değerlendirdikten sonra plana koyar ve uygularsak, kazançlarımızı daha kolay arttırabiliriz.

Bu nedenle pazarlamaya başlamadan önce bu soruları sormayı unutmayalım.

Pazarlama 3.0 – Değişen Dünyada Yeni Pazarlama Anlayışı Semineri

30 Kasım Çarşamba günü dört saatlik bir seminerde İzmir’de Piyano Butik Ofis’te sizlerle bir araya geliyorum.

İşletmelerin hızla değişen ekonomik koşullar, artan rakipler ve karşılaşılan ekonomik krizler karşısında rekabet avantajı ile karlılık artışı sağlamakta zorlandıklarını, sürdürülebilirlikleri hakkında endişe yaşadıklarını gözlemliyorum. İşletmelerin bu sıkıntılarının çözümünün ise doğru bir pazarlama stratejisinde ve doğru pazarlama uygulamalarında olduğunu düşünüyorum.

Dünyada her şey çok hızlı değişiyor; bu değişimlere paralel olarak geleneksel pazarlama uygulamaları da gelişiyor, değişiyor, günümüz şartlarına uygun hale geliyor.

İşte ben bu seminerde pazarlamanın değişen rolünü ortaya koymayı, işletmelerin başarılı olabilmesi için geleceğin pazarlamasının nasıl olacağını tartışmayı ve işletmelerin yeni pazarlama anlayışına uygun bir vizyon geliştirmesine yardımcı olmayı hedefliyorum.

 pazarlama-3-0

  • Pazarlamanın ne olduğu ve önemi hakkında soru işaretleriniz varsa,
  • İşletmenizin tanınırlığını arttırmak istiyorsanız,
  • İşletmenizin karlılığını arttırmak istiyorsanız,
  • Yeni tüketicilere/müşterilere ulaşmak istiyorsanız,
  • Rakiplerinizden önde olmak istiyorsanız,
  • İşletmenizin güçlenerek uzun vadede kalıcı olmasını istiyorsanız,
  • Pazarlamadaki yeni yaklaşımlara uzaksanız,
  • Kendi işinizi kurduysanız veya kurmak istiyorsanız,
  • Nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, kafanız karışıksa,
  • Yol haritanızı belirlemek için bir başlangıca ihtiyacınız varsa,
  • İşletmenizin pazarlama vizyonunda eksikler olduğunu düşünüyorsanız,
  • Pazarlama kariyeri yapmak istiyorsanız,

Hemen hareket geçin!

Pazarlama 3.0 – Değişen Dünyada Yeni Pazarlama Anlayışı seminerimde yeni yaklaşımları öğrenip, işletmelerimize nasıl uygulayacağımızı hep birlikte tartışalım. Uygulama örnekleri ile birlikte keyifli ve öğretici bir sabah geçirelim.

 

Detaylı bilgi ve kayıt için:

IE Danışmanlık – Işıl Erbil

bilgi@isilerbil.com

0 232 343 59 55

Neden Pazarlama Danışmanı ile Çalışayım?

İşletme sahipleri işlerini büyük emeklerle ve belli bir hedefle kuruyorlar. Müşterilerine en iyi değeri üretmek, yenilikler getirmek, para kazanmak ve uzun süreli var olabilmek için canla başla çalışıyorlar. İşini büyütmek için harcadıkları bu uzun yolda pek çok şeyle mücadele etmek zorunda kalıyorlar.

Mücadele ettikleri alanlardan biri de pazarlama oluyor genellikle. Pazarlama işlerini karlı bir şekilde büyütmeleri için vazgeçemeyecekleri bir fonksiyon. Ancak bu süreçte pazarlama mücadele edilen bir alana dönüşebiliyor.

Belki sizin de pazarlama ile olan ilişkiniz bu şekilde ya da başka sorunlar yaşıyorsunuz.

pazarlama_danismani

İster yeni bir girişimci olun, ister küçük bir işletme sahibi, isterseniz de orta ölçekli bir işletme sahibi. Bir pazarlama danışmanının veya marka danışmanının, işletmenize katkı sağlayabileceği pek çok önemli konu var. Özetle söylemem gerekirse, bir danışman ile çalıştığınızda hedeflerinize daha hızlı ve daha düşük maliyetle ulaşabilir, işinizi karlı bir şekilde büyütebilirsiniz.

Peki bu nasıl olacak? Aşağıdaki durumlardan biri veya birkaçı size tanıdık geliyorsa bir danışman ile çalışmanızın vaktidir:

  • Doğru ve etkin bir pazarlama stratejisi kurmak ve uygulamak işletmenizin karlı büyümesinin anahtarı. Siz günlük operasyonlarla uğraşırken, stratejilerinizi günün şartlarına uyarlamakta zorlanabilirsiniz.

Pazarlamaya dair gerekli olan her şeyi yaptığınızı düşünüyorsunuz. Ancak istediğiniz satışlara ve karlılığa ulaşamıyorsunuz? Acaba bir şeyleri yanlış mı yapıyorsunuz?

Bu noktada pazarlama danışmanı bilgisi ve deneyimi ile dışarıdan bir göz olarak yepyeni bir bakış açısı getirip, doğru stratejilerin oluşturulması ve uygulanmasında size destek olur.

  • Pazarlama danışmanı, teknolojiyi, sektörel gelişmeleri ve dünyadaki trendleri yakından takip eder. Siz günlük yoğunluğunuzda bu gelişmeleri takip etmede zorluklar yaşayabilirsiniz. Danışman işinin bir parçası olarak takip ettiği bu bilgileri, deneyimleri ile birleştirerek işletmenize katkı sağlar.
  • Pazarlama alanında yeterli bilgiye sahip olmayabilirsiniz. Bilgisayar mühendisi olduğunuzu düşünün. Bir yazılım firmanız var. Pazarlama bilginiz bilgisayar bilginiz kadar iyi ve yeterli olmayabilir. O zaman okuduklarınızdan, gördüklerinizden, duyduklarınızdan yola çıkarak pazarlama faaliyetlerini gerçekleştireceksiniz.

Bir anlamda deneme-yanılma ile sonuç almaya çalışacaksınız. Bu zaman kaybı değil mi? İstediğiniz satışlara ve kara da ulaşamadığınızı düşünün. Bu da para kaybı değil mi?

Oysa konunun uzmanı bir danışmanla çalışırsanız, evet ona bir para ödeyeceksiniz ama kurduğu strateji ile pazarlama bütçenizi doğru yere harcayacak, istediğiniz sonuçlara daha kısa sürede ulaşabileceksiniz.

  • İşleriniz hızla büyüyor diyelim. Siz işin her alanına yetişmeye çalışıyorsunuz. Bir taraftan da pazarlama aktivitelerinizi yoğun olarak sürdürüyorsunuz. Bir pazarlama departmanınız da yok. Ancak pazarlama işlerini de yapacağım derken, günlük operasyonlarla yeterince ilgilenemiyorsunuz. Bu durumdaysanız, bir pazarlama danışmanı şirketinizin pazarlama faaliyetlerini  uzman bir kişi olarak kendisi veya ekibiyle birlikte sizin yerinize yürütebilir.
  • Yürüyen bir işiniz var. Pazarlama ekibiniz de kurulu. Ancak ekibinizin bazı konularda bilgi eksiği olabilir ya da ekibiniz bazı temel konularda bir desteğe ihtiyaç duyabilir. Bu noktada pazarlama danışmanının ekibe özel vereceği eğitimler işletme için önemli katkılar sağlar.
  • İşiniz büyürken pazarlama konusunda uzman ve deneyimli bir kişiyi istihdam edebilirsiniz. Ancak bu sizin için maliyetli olabilir. Bunun yerine az deneyimli, günlük operasyonları yönetecek bir kişiyi istihdam etmeyi tercih edebilirsiniz. Bu kişi de doğru stratejilerin kurulmasında yeterli olmayabilir.

Böyle bir durumda, belli bir süre için bir pazarlama danışmanı ile çalışabilirsiniz. Böylece doğru stratejilerin hayata geçmesini sağlarsınız. Yine danışmandan zaman zaman stratejilerin doğru uygulanıp uygulanmadığı konusunda destek alabilirsiniz.

 

Pazarlama ve Marka Danışmanı Ne İş Yapar?

Pazarlama danışmanı, işletmenizin karlı olarak büyümesi ve rekabet avantajı sağlamasında size uygun çözümler sunar, bilgi ve deneyimini paylaşır.

Karlı bir büyüme ve rekabet avantajı sağlamanız için, yaratıcı ve etkin pazarlama stratejilerinin oluşturulması, uygulanması ve kontrolünde sizin yol arkadaşınız olur.

Aslında bir pazarlama danışmanı, işletmenizin pazarlama bütçesinin doğru şekilde kullanılmasını sağlar, size zaman ve para kazandırır.

Marka danışmanı ne yapar peki?

Ben pazarlama danışmanını ve marka danışmanını ayrı kişiler olarak düşünemiyorum. Pazarlama faaliyetleri markalaşma faaliyetlerini de kapsıyor. Pazarlama stratejisi belirlenmeden markalaşmak mümkün değil. Yani marka stratejisi de pazarlama stratejisinin ayrılmaz bir parçası. Bu durumda marka danışmanının pazarlama danışmanı ile benzer sorumluluklara sahip olduğunu düşünüyorum.

pazarlama-marka-danismani

 

Pazarlama ve marka danışmanı aşağıdaki konularda size hizmet verebilir:

  • Stratejilerin oluşturulması
    • Mevcut durum analizi
    • Problem olan ve/veya iyileştirilmesi gereken noktaların tespiti
    • Pazarlama ve marka stratejilerinin belirlenmesi
    • Stratejiye uygun, uygulanabilir eylem planlarının yapılması
    • Pazarlama faaliyetlerinin takip ve kontrolü
  • Pazarlama organizasyonu
    • Pazarlama ekibi olmayan işletmelerde;
      • Pazarlama süreçlerinin tasarımı
      • Pazarlama ekibinin kurulması ve ekibin eğitimi
      • Pazarlama stratejilerinin belirlenmesi, uygulanması ve kontrolünde uzman desteği
    • Pazarlama ekibi olmayan işletmelerde
      • Kendisi veya ekibi ile birlikte pazarlama departmanı gibi hizmet verme
    • Yeni marka yaratılması
      • Ürün geliştirme aşaması
      • Marka kimliği oluşturma
      • Marka stratejisi belirleme
      • Ürünün pazara sunulmaya hazır hale getirilmesi
    • Konumlandırma
      • Marka ve ürünün farklılaşmasını ve rekabet avantajı yaratmasını sağlayacak konumlandırma stratejisinin belirlenmesi
    • Ürün/Marka portföyü stratejisi
    • Marka ismi bulunması
    • Eğitim

Bu hizmetler danışmanla daha uzun süreli çalışma gerektirir. Danışman, bu uzun süreli çalışmaların yanında sadece proje bazlı olarak da size hizmet verebilir.

Pazarlama/marka danışmanının proje bazlı çalışabileceği konular aşağıdaki gibi olabilir:

  • Pazarlama durum analizi
  • Pazarlama planı hazırlama
  • Ürün lansman projeleri
  • Kurumsal kimlik oluşturma
  • Kurumsal iletişim
  • Ambalaj tasarımları
  • Yeni ürün geliştirme süreci
  • Pazar araştırması
  • Marka durum analizi
  • Marka konumlandırma
  • Marka kimliği oluşturma
  • Marka ismi bulma
  • Marka iletişim stratejisi oluşturma
  • Pazarlama iletişimi
  • Marka yönetim organizasyonu kurma
  • Ajans seçimi, brief verme, kreatif ve medya planlama süreçlerinin yönetimi
  • Etkinlik planlama

 “Tüm bunları işletmemde ben de yapabilirim. Neden bir danışmanla çalışayım ki?”

Bu soru aklınızı kurcalamaya başladıysa, yanıtı sonraki yazımda.

Markanın Yakın Tarihi

Bir önceki yazımda, markanın tarih öncesi çağlara uzanan tarihine 1860’lara dek bakmıştık.

Bu tarihten sonra markalaşmada farklı bir döneme girildi; markalaşma firmalar için gittikçe önem kazanmaya başladı.

Amerikan iç savaşından sonra, ulaşım ve iletişim ağlarında yaşanan gelişmeler, üretim proseslerinde sağlanan iyileşmeler, daha kaliteli ürünlerin hızlı ve yüksek miktarlarda üretilmesini sağladı. Reklamın önemi anlaşıldı. Populasyon artışı ve sanayileşme hayat kalitesinin artmasına, dolayısıyla tüketim harcamalarının artmasına neden oldu.

Üretici markaları ile paketli ürünler satılmaya başladı. Reklam kampanyaları, numune dağıtımı, broşür, promosyon kampanyaları, raf düzenlemeleri gibi pazarlama çalışmaları yapılmaya başlandı. Üretim, promosyon, kişisel satış ve pazarlama alanlarında yeni teknikler kullanıldı.

Resim1

Ekonomik Buhran döneminde tüketicilerin fiyat duyarlılığı arttı. Perakendeciler, iyi performans göstermeyen markaları satmamaya başladı. Reklamlara güven azaldı. Bunun sonucunda üreticiler, sloganın ötesinde tüketicilere ürünü neden almalarına dair spesifik fayda/neden sunmak zorunda kaldı. P&G “marka yönetim sistemi”ni oluşturdu.

Resim2

I. Dünya Savaşı sonrasında kaliteli mallara olan ihtiyaç arttıkça, satışlar artmaya başladı. Kişisel gelir artarken, yeniliklere açık olan orta sınıf büyümeye başladı. Firmalar marka yönetim sistemlerini kurmaya başladı.

Resim3

80’li yıllara gelindiğinde rekabet hızla arttı. Ürün seçenekleri çoğaldı. Artık markaların farklılaşması gerekiyordu. Bunun için markaların tüketicinin zihninde bir “değer algısı” oluşturma dönemi başladı.

cola

Günümüzde ise artık tüketici kendisiyle bir bağ kurmayan markayı satın almıyor. Satın alma sürecinde aklıyla, duygularıyla bütünüyle yer almak istiyor. Artık markalar tüketicilere bir deneyim sunmak, bir hikaye anlatmak zorunda. Yeni dönem deneyim ve duygular üstüne kurulu.

Sadece ürünleri ayırt etmek gibi basit bir amaçla başlayan markanın bugün geldiği nokta işte bu…

starbucks

Markanın Kökleri Antik Çağlara Uzanıyor

Marka insanlık tarihi boyunca hep hayatımızda olan bir kavram. Markanın kökeninin, köylülerin meralarda sığırlarını birbirinden ayırt etmek için damgalamasına dayandığı söylense de aslında tarihi çok eskilere, tarih öncesi zamanlara dayanıyor.

Tarihin her döneminde marka, temelde ürünleri ve malları birbirinden ayırmak ve alıcıların ürünleri kolaylıkla tanıyabilmesi için ayırt edici bir işaret olarak kullanılmış.

Antik dönemlerde çömlekçilik ve taşçılık alanındaki el yapımı malların üstüne (çömlekler, kandiller vb) malların kaynağını belli etmek için işaretler uygulanmış. Döneme ait kaynaklardan, alıcıların ürünlerin üzerinde kalite garantisi olarak bu işaretleri aradığı, kusurlu ürün üretenlerin de bu işaretlerden tespit edilip, cezalandırıldığını öğreniyoruz.

Ayırt edici işaretler Çin porselenlerinde, Antik Yunan ve Roma’dan çıkarılan toprak kaplarda ve Hint mallarında da görülüyor.
marka-kokler3

 

Roma döneminde bu işaretlerin yani markaların yoğun olarak kullanıldığı bir ekonominin varlığına dair kanıtlar bulunmuş. Latince metinlerde peynir, ekmek, şarap, lamba, ilaç ve cam kaplara ait 6000 markanın varlığından bahsediliyor ve bu markaların resim, hayvan, arı, aslan ve kalp şeklinde olduğu söyleniyor. Bu markaların günümüz markalarıyla benzerlikleri olduğu görülüyor.

Pompei kalıntılarında bulunan ekmeğin üzerinde, üreten fırıncıyı, fiyatını, hedeflenen alıcıları belirttiği düşünülen işaretlere rastlanmış.

marka_kokleri

Orta Çağ’da basım evleri, esnaf toplulukları belli işaretler kullanmış. Kağıtlara filigranlar yapılmış. Ekmeklerin üstüne işaretler konmuş. Bu işaretler alıcıları iyi mallara çektiği gibi, düşük kaliteli malların da ifşasında etkili olmuş.

1266’da İngiltere’de çıkan bir kanunla, fırıncılara ürettikleri her ekmeğin üstüne kendi işaretlerini koyma zorunluluğu getirilmiş. Sarraflarla gümüşçülere de aynı zorunluluk gelmiş.

Marka tescilinin temeli, 19. yy’da Fransa ve İngiltere’de ürünler üzerine konan işaretlerin yani markaların koruma altına alınmasıyla atılmış. 1876’da koruma altına alınan Bass Ale İngiltere’nin ilk ticari markası.

marka_kokler

Avrupalılar Amerika’ya yerleşirken markalama uygulamalarını da taşımaya başlamış.

Patentli ilaç üreticileri ile tütün üreticileri, Amerika’nın ilk marka kullanıcıları. Bu üreticiler, ürünlerinin tercih edilmesi için, ürünleri küçük şişelerde paketlemiş, üstlerine farklı etiketler koymuş ve yoğun promosyonlarla ürünlerini satmaya çalışmış.

Tütün üreticileri balyalar halinde sattıkları tütünleri, 1800’lerin başında etiketlerle satmaya başlamış. Etiketlerde genelde kendi isimlerini kullanmışlar (Smith’s Plug vb). 1850’lere gelindiğinde daha yaratıcı isimler bulmaya başlamışlar. Rock Candy, Wedding Cake gibi. Ve isimlendirmenin ürünün satışlarını kolaylaştırdığını görmüşler 1860’larda ise ürünlerini küçük paketler halince doğrudan tüketiciye satmaya başlamışlar. Çekici paketlerin önemi anlaşılmış ve resimli etiketler, semboller, süslemeler paketler üzerinde yer almaya başlamış.

Markalamanın tarihi kökleri kısaca böyle. Ancak günümüz modern pazarlama anlayışını şekillendiren, Amerikalılar’ın markaya bakış açıları olmuş. Marka yönetiminin temeli bir Amerikan şirketi olan Procter & Gamble tarafından oluşturulmuş. Bu nedenle 1860’tan sonraki döneme, Amerika marka tarihi üzerinden bakmak gerek. Bu konuyu başka bir yazıda ele alacağım.

 

Markalaşmak İçin Ne Yapmalı?

Boşa zaman ve para kaybetmemek adına markalaşma sürecini, işini bilen deneyimli bir ekiple yapılandırmanız ve yürütmeniz çok önemli. Bu ekibi işletmenizde kendiniz oluşturabilirsiniz ya da konusunda uzman kişilerden destek alarak ekibi oluşturabilir, uzmanların rehberliğinde süreci yürütebilirsiniz.

Burada tekrar vurgulamak isterim; en başta doğru bilgiyi temel alarak işe başlamanız size hem zaman hem para kazandıracağı için önemli.

Markalaşma stratejik olarak yönetilmesi gereken bir süreç. Aslında pazarlama planı ile markalaşma sürecini birbirinden ayırmak pek mümkün değil.

Bir pazarlama planınız olmadan markalaşamazsınız. Markalaşmak için de mutlaka bir pazarlama planına ihtiyacınız var.

Markalaşma süreci kapsamında pek çok faaliyet yer alır. Bu süreci bir akış şeması şeklinde basitçe şu şekilde inceleyebiliriz:

akis

Bu akışa bakarak, “Tamam akış güzel de biz markalaşırken tam olarak neler yapacağız?” diye sorabilirsiniz. Markalaşma kapsamında yapılabileceklerinizi biraz daha açık anlatabilmek adına,   maddeler halinde sıralayalım:

  • Pazar araştırması
  • Ürünün yaratılması
  • Marka konumlandırması
  • Konumlandırmaya uygun
    • Marka kimliği
    • Marka logosu
    • Kurumsal kimlik
    • Ürün ambalajları
  • Fiyat stratejisi
  • Dağıtım stratejisi
  • Marka tescili
  • Marka stratejisine uygun iletişim stratejisi
    • Farklı mecralarda tanıtım aktiviteleri
      • TV
      • Basın
      • Internet
      • Sosyal medya
      • Vs…
    • Satış noktası aktiviteleri
      • Tanıtım standları
      • Broşürler
      • Promosyon malzemeleri
      • Vs…
    • Satış promosyonları
    • Halkla ilişkiler
    • Kurumsal sosyal sorumluluk
    • Sergiler, fuarlar, konferanslar

Tüm bunlar markalaşma dendiğinde akla gelen temel faaliyetler.

Ancak her marka bu faaliyetlerin hepsini yapmak zorunda değil. Her marka konumlandırma, fiyatlandırma, dağıtım gibi temel faaliyetleri yaptıktan sonra, kendi ihtiyacına ve hedeflerine göre diğer faaliyetlerini belirler.

Markalaşma konusu bu makalemde biraz teorik kaldı aslında. Ancak daha sonraki makalelerde markalaşma sürecine farklı açılardan bakacağız, o zaman konu çok daha kolay anlaşılabilecek.