Yönetim Danışmanlığı Süreci Nasıl İşler?

Önceki yazılarımda belirttiğim gibi yönetim danışmanı, karar alma süreçlerinizde işletmenize uygun çözüm önerileri sunar. Doğru ve etkin çözümleri geliştirebilmek için öncelikle sizin ihtiyacınızın çok iyi belirlenmesi ve sorunun doğru teşhis edilmesi gerekir.

Bu nedenle, yönetim danışmanı öncelikle sizi çok iyi dinler, ihtiyacınızı anlar.

Ardından şirketinizin mevcut durumunun detaylı bir analizini yapar.

Analiz sonuçlarını sizinle paylaşarak, tespit ettiği sorun konusunda sizinle mutabık kalır.

Soruna yönelik çözümler üzerinde çalışır. Bu aşamada sizin ve çalışanlarınızın da sürecin içinde yer alması, doğru, etkin ve size uygun çözümlerin bulunmasını kolaylaştırır.

Bu çalışmaların sonucunda yönetim danışmanı size farklı çözüm önerileri sunar.

Bu noktada altını çizmek istediğim nokta, çözüm önerilerinin uygulanması konusunda yönetim danışmanın karar verme yetkisinin olmadığı konusu. Önceki yazılarımda söylediğim gibi, danışmanın görevi tavsiye vermektir.

Siz çözüm önerisine karar verdikten sonra, danışmanın desteği ile uygulama planları hazırlanır.

Planlarının uygulanması sırasında danışmanın desteği yine çok önemlidir. Danışman uygulama için gerekli olan eğitimleri verir, uygulamaların şirkette kabul görmesinde bir katalizör görevi görür, uygulama sürecine destek olur.

Uygulamaların etkinliğinin değerlendirilmesi ve gerekli değişiklik ve iyileştirilmelerin yapılması önemlidir. Bu aşamada yönetim danışmanının önerdiği ölçme ve değerlendirme sisteminin çıktıları değerlendirilir. Planlarda gerekli iyileştirmeler yapılır.

Yapılan çalışmanın sonuçlarının sürdürülebilirliğini sağlamak için yönetim danışmanının önerileri önemlidir. Bu konuda gerekli planlar hazırlanır.

Bu aşamadan sonra yönetim danışmanlığı süreci sona erer. Sizin ihtiyacınıza göre, takip ve sürdürülebilirlik sürecinde de danışman desteği gerekirse, bu süreç danışmanla birlikte planlanır.

 

Neden Yönetim Danışmanı ile Çalışmalıyım?

Yönetim danışmanı uzman olduğu alanı iyi bilir.

Uzman olduğu konuda, birçok farklı işletmede deneyim kazanmış, farklı uygulamaları görmüş, çeşitli sorunlara çözümler getirmiştir. Konusundaki son gelişmeleri yakından takip eder.

Bu birikimiyle bir danışman, size çok faklı yenilikçi yaklaşımlar, çözüm önerileri sunar. Yeni, güncel ve doğru bilgiye ulaşmanızı sağlar. İşletme körlüğü nedeniyle göremeyeceğiniz sorun ve çözümleri bulmanıza yardım eder.

Aslında yönetim danışmanı bir “dış göz” olarak size yön gösterir.

Yönetim danışmanı, bağımsızdır, tarafsızdır.

Bu özgürlüğü sayesinde işletmenizdeki sorunları önyargısız olarak belirler, değişimleri daha kolay yönetmenize yardımcı olur.

Yönetim danışmanının size sağladığı tüm bu katkılar en sonunda işletmenizin karlı ve sürdürülebilir bir şekilde büyümesine, rekabette üstünlük sağlamasına yardımcı olur.

Yönetim Danışmanı Kimdir, Ne İş Yapar?

Yönetim danışmanı, işletmenizin yönetimsel sorunlarının belirlenip, analiz edilmesine yardım eden, sorunların çözümüne ilişkin önerilerde bulunan, çözümlerin uygulanmasında destek veren kişidir.

Aslında yönetim danışmanı, özünde işletmelere çözüm arayışlarında tavsiye veren kişidir. Yönetim danışmanı;

 Doğru soruları sorarak işletmeye yeni bir bakış açısı sağlar,
 Düşünerek çözüm üretmeyi teşvik eder.

Bir yönetim danışmanı ile çalıştığınızda, daha önce düşünmediğiniz farklı bir açıdan işinize bakmayı öğrenirsiniz, ufkunuz açılır, yaratıcı çözümleri birlikte geliştirirsiniz.

Yönetim danışmanı size yepyeni ve yararlı fikirler sunduğundan işletme körlüğü yaşamanın önüne geçersiniz.


Peki yönetim danışmanı tam olarak ne yapar? Yönetim danışmanı:

 Karar alma süreçlerinizde akılcı karar alabilmeniz için seçenekler sunar.
 Kararların uygulama sürecini ve sonuçlarını takip eder.
 Gerekli düzeltici faaliyetlere destek verir.
 İhtiyaç duyulan eğitimleri verir.
 Uygulama sürecinde yol arkadaşınız olur.

Burada önemle altını çizmek istediğim bir nokta var:

Yönetim danışmanı işi fiilen yapan kişi değildir. Eğer işletmenizde işi fiilen yapacak birini istiyorsanız, yönetim danışmanı ile çalışmak yerine, konusunda uzman bir profesyoneli işe almanız daha doğru olur.  

Şimdi soruyorsunuz:

“Neden yönetim danışmanı ile çalışayım?”
“Yönetim danışmanı ile çalışmam gerektiğini nasıl anlarım?”

Bu sorularınızın yanıtlarını bir sonraki yazımda bulabilirsiniz.

Ekonomik Durgunluk Döneminde Pazarlamanın Rolü

Önceki yazımda ekonomik durgunluk dönemini atlatmanın yolunun bütçeleri azaltmaktan veya planları ertelemekten geçmediğini belirtmiş, sıkıntılı dönemler için önerilerimi paylaşmıştım. Bu önerilerde yer alan “maliyetleri düşürme” denince akla ilk gelen şey pazarlama harcamalarını düşürmek hatta kesmek oluyor.

Oysa maliyetleri düşürmek için pazarlama harcamalarını azaltmak çözüm değil. Hatta durgunluk dönemlerinde pazarlama harcamalarını kısmak, firmanın rekabet avantajına zarar verir.

Uzun yıllardır yapılan çeşitli araştırmalar, ekonomik yavaşlama dönemlerinde pazarlama harcamalarını arttırmanın uzun dönemli ROI (return on investment – yatırımın geri dönüşü) için en iyi strateji olduğunu göstermektedir. *

Rakipleri harcama yapmazken, pazarlama harcamalarına devam eden firmaların pazar payını arttırdığı, rekabet üstünlüğü elde ettiği görülmektedir. 

Durgunluk dönemlerinde ekonomiye ve geleceğe güven azalır. Durgunluk söylentileri çıkmaya başladığında ya da durgunluk yaşandığında tüketici değişik bir psikolojiye girer, farklı satın alma davranışları sergiler.

Hepimiz birer tüketiciyiz. Kendimizi bir düşünelim; ekonomik durgunluk zamanlarında nasıl davranırız?

Gelirimiz azalır. İşsizlik sorunu ile karşı karşıya kalabiliriz. Harcamalarımızı daha dikkatli yapmaya başlarız. Fiyata duyarlılığımız artar. Ürüne göre farklılık gösterse de genel olarak ya satın alımı erteler, ya daha ucuz ürünlere kayar ya da aynı ürünü daha az miktarda veya sıklıkta satın almayı tercih ederiz. Zaman zaman kendimizi şımartmak için aldığımız ürünleri yani acil ihtiyacımız olmayan ürünleri satın almayız. Bu ürünleri satın alacak olursak, suçluluk duyarız. Dışarıda geçirdiğimiz zaman azalır, ailemiz ya da arkadaşlarımızla evde vakit geçirmeyi tercih ederiz. 

İşte durgunluk dönemlerinde tüketicideki bu değişimi iyi anlayabilen firmalar kendileri için büyük fırsatlar yaratabilir. Bu noktada da pazarlama devreye girer.

ekonomik_durgunlukta_pazarlamanin_rolu

Pazarlamanın firmaya nasıl fayda sağlayacağını bir önceki yazımdaki öneriler üzerinden inceleyelim:

1. İnovasyon ve yenilikçilik

Tüketicisini tanıyan, ihtiyaç ve beklentilerini iyi anlayan firma, buna uygun yepyeni ürün ve hizmetler geliştirir. Pazarlama, tüketiciyi anlayabilmek için tüketici araştırmalarını yapar, sonuçlarını analiz eder; yeni, inovatif ürün ve hizmet fikirlerinin geliştirilmesinde tüm işletmeye liderlik eder.

2. Katma değeri yüksek ürünler

Bu ürün fikirlerinin kaynağı da pazarlamanın yaptığı araştırmalar ile tüketicinin çok iyi tanınması, beklentilerinin anlaşılmasıdır. Yine pazarlamanın liderliğinde katma değeri yüksek ürünler, işletmenin tüm fonksiyonlarının işbirliği ile geliştirilir.

3. Teknolojiye yatırım

Pazarlamacıların doğru bilgiye, hızlı bir şekilde ulaşabilmesinde teknolojinin kullanımı büyük önem taşır.

4. Yeni pazarlar bulma

Daha önce ulaşılamayan veya hedeflenmemiş olan pazar bölümleri durgunluk dönemleri için fırsatlar sunabilir. Bu pazarların araştırılması, belirlenmesi ve pazarlara uygun yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi de yine pazarlamanın liderliğinde gerçekleşir.

5. Maliyetleri kontrol altına alma

Pazarlama, hep harcama yapan departman olarak değerlendirilir. Oysa yapılan pazarlama faaliyetlerinin maliyetini bir harcama kalemi olarak değerlendirmek yerine, bir yatırım olarak değerlendirmek daha doğrudur.

Çok kişiye ulaşmak için büyük bütçeli reklamlar yapmak etkin bir pazarlama yapıldığının bir göstergesi değildir. Küçük bütçelerle de etkin ve verimli pazarlama çalışmaları yapılabilir. Önemli olan, hedefleri belirleyip, doğru müşteriye ulaşacak doğru çalışmaları seçmek ve uygulamaktır. Verimli ve etkin pazarlama çalışmalarını belirleyip, uygulamak da pazarlamacıların sorumluluğundadır.

Diğer yandan ürün maliyetlerinin düşürülmesinde tüketicinin çok iyi tanınmasının etkisi büyüktür. Tüketicinin ihtiyacına göre üründe maliyet düşürücü değişiklikler yapılabilir.

6. Dağıtım kanalı etkinliği

Dağıtım kanallarının ve dağıtım süreçlerinin gözden geçirilerek etkinliğinin arttırılması da pazarlamanın lojistik ile birlikte ele alması gereken bir konudur. Ürünlerin doğru müşteriye ulaştırılması, doğru satış noktalarında bulunması, doğru taşıma paketlerinin oluşturulması vb konular dağıtım kanalının etkinliğinin sağlanmasında önemlidir.

7. Hız

Pazarlama dünyadaki ve ülkedeki tüm değişimleri takip edip, bu değişimleri doğru yorumlamak zorundadır. İşletme stratejisine etki edecek pek çok değerli bilginin işletmeye akışı pazarlama tarafından sağlanmalıdır. Pazarlama dinamik ve gelişime açık yapısıyla, işletmelerin hızlı davranmasında çok büyük öneme sahiptir.

 

Gördüğünüz gibi bir işletmenin karlılığının arttırılmasında ve rekabet avantajı sağlamasında pazarlama çok önemli bir fonksiyon.

Hadi şimdi pazarlama departmanlarınızı tekrar gözden geçirin!

Pazarlamaya gereken önemi veriyor musunuz?

Durgunluk dönemlerini atlatmak için pazarlamadan yeterince yararlanıyor musunuz?

Arzu ederseniz, yanıtlarınızı benimle paylaşın, birlikte değerlendirelim.

 

* www.millwardbrown.com (Millward Brown “Marketing During Recession – To Spend or Not    to Spend?”, Nisan 2008)

Ekonomik Durgunluktan Çıkmak İçin Öneriler

2016 yılı boyunca talebin düşmesi, maliyetlerin artması, finansal dengelerdeki bozulmalar ve rekabetin her zamankinden daha da zor olması, sanayi üretimini olumsuz etkiliyor maalesef. Son açıklanan verilere göre, üçüncü çeyrekte sanayi üretiminde büyüme gerçekleşmedi; bir önceki çeyreğe göre % 3.1 daralma gerçekleşti. Son çeyreğin de çok farklı olması beklenmiyor.

Piyasalara baktığımızda her sektörde sıkıntı olduğunu görüyoruz. Ancak genel bir sıkıntı var deyip, hiçbir şey yapmadan piyasaların düzelmesini beklemek çözüm olmuyor. Her şirketin kendi çözümlerini üretmeye çalışması gerekiyor. Bu çözüm yolları neler olur diye baktığımızda, pek çok sektör yöneticisinin ortak çözüm önerilerinin maliyetleri kontrol altına alma, katma değerli ürünler üretme, yeni pazarlar bulma ve kendi insan kaynağını yetiştirme olduğunu görüyoruz.

ekonomik_durgunluktan_cikmak_icin

Ben de herkesin endişeli olduğunu, önünü görmeye çalıştığını, bazı planlarını ertelediğini, pazarlama, eğitim ve yatırım bütçelerini azalttığını görüyorum. Bu endişeleri anlıyorum ama sıkıntılı dönemi atlatmanın yolu bu bütçeleri azaltmaktan veya planları ertelemekten geçmiyor.

Böylesi sıkıntılı bir dönemin üstesinden gelmenin yolu işletmelerin kendine en uygun çözümleri bulmasından ve uygulamasından geçiyor.

Bu dönemde aşağıdaki çözüm önerilerini dikkate alırsanız, işletmeniz için zorlukların üstesinden daha kolay gelebilirsiniz:

1. İnovasyon ve yenilikçilik
İşletmelerin fark yaratabilmek ve rekabet avantajı sağlayabilmek için, inovasyona önem vermesi gerektiği artık yadsınamaz bir gerçek. Özellikle durgunluk dönemlerinde inovatif, yepyeni ürün ve hizmetler geliştiren firmalar bir adım öne geçiyor.

2. Katma değeri yüksek ürünler
İnovasyon ve yenilikçilik kültürünün yerleştiği işletmeler, tüketicilerini de çok iyi tanıyorsa, tüketici için katma değeri yüksek ürünler geliştirebiliyor. Bu da rekabette fark yaratmak ve karlılık artışı anlamına geliyor.
3. Teknolojiye yatırım
Teknolojiye yatırım yapmayan firmaların artık uzun süre varlığını sürdürmesi mümkün değil. Teknoloji hem süreçlerin iyileştirilip, maliyetlerin düşürülmesine yardımcı oluyor, hem de doğru bilgiye hızlı ulaşmayı mümkün kılıyor.

4. Yeni pazarlar bulma
İç piyasada talep daraldığı için yeni pazarlara açılan firmalar avantaj sağlıyor.

5. Maliyetleri kontrol altına alma
Talebin daralmasına bağlı olarak karlılık düşüşünü tersine çevirebilmek için maliyetlerin düşürülmesi gerekiyor. Maliyetlerin düşürülmesi de iş süreçlerinin sürekli iyileştirilmesi gerektiriyor.

6. Dağıtım kanalı etkinliği
Dağıtım kanallarının ve dağıtım süreçlerinin gözden geçirilerek etkinliğinin arttırılması, dağıtım maliyetlerinin düşürülmesine yardımcı olacağı gibi, doğru müşteriye ulaşmayı da beraberinde getiriyor.

7. Operasyonel mükemmellik
Yukarıdaki maddelerde belirtilen tüm çalışmalar, işletmenin operasyonel mükemmelliğe ulaşmasına yardımcı oluyor. Bu da rekabette ayakta kalmasını sağlıyor.

8. Kendi İnsan Kaynağını Yetiştirme
Nitelikli insan kaynağına erişim sorunu yaşayan işletmeler, üretimde de ciddi sıkıntılar yaşıyor. İşletmeler kendi çalışanlarını yetiştirmesi bu sorunun aşılmasına yardım ediyor.

9. Hız
Ekonomik, siyasi, teknolojik tüm koşulların çok hızlı olduğu günümüzde işletmelerin de bu hıza ayak uydurması hayati önem taşıyor. Hızlı davranamayan işletmeler rekabet yarışında geride kalıyor.

Aslında tüm bu çözüm önerilerine baktığımızda durgunluk dönemlerinin bir işletme için çok önemli fırsatları barındırdığını görüyoruz. Burada önemli olan bu fırsatları iyi görebilmek ve işletmeye en faydalı olacak şekilde değerlendirebilmek.

Hadi işletmenize bir de bu gözle bakın, durgunluğu fırsata çevirin.

Kendi İşini Parlat!

kendi-isin-parlat

Ponte Eğitim ve Gelişim Merkezi ile birlikte şubat ayında bir atölye düzenliyoruz:

“Kendi İşini Parlat”

Kendi işini yapmaya hazırlanan kişilerin işe nasıl ve nereden başlayacaklarını bilemediklerini, hatta bilgi eksiliği nedeniyle adım atamadıklarına şahit oluyoruz.

Kendi işini yapan bireysel veya küçük işletme sahiplerinin de işlerini nasıl duyuracakları, nasıl geliştirecekleri, işlerinin büyümesini ve sürekliliğini nasıl sağlayabilecekleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarını görüyoruz.

İşte bu deneyimlerimizden yola çıkarak kendi işini yapan/yapmaya hazırlanan kişilere işe nasıl başlayacakları, işlerini nasıl geliştirecekleri ve sürekliliğini nasıl sağlayacakları hakkında gerekli olan temel bilgileri uygulamalar eşliğinde aktaralım, onlara bir ışık tutalım istedik ve “Kendi İşini Parlat” atölyesini hazırladık.

“Kendi İşini Parlat” atölyesi ile kendi işini geliştirmek isteyen küçük işletme sahiplerine, koçlara, doktorlara, psikologlara, danışmanlara, eğitmenlere, avukatlara, mali müşavirlere, girişimcilere, iş hayatında parlamak isteyen profesyonel çalışanlara ve geleceğin iş sahipleri öğrencilere ışık tutmayı hedefliyoruz.

Atölyeyi kişisel gelişim alanında koçluk ve eğitmenlik yapan arkadaşlarımla birlikte tasarladık. Benim pazarlama ve iş deneyimlerimi, onların koçluk yaklaşımlarıyla birleştirerek bir sinerji yaratmayı hedefledik.

Atölye kapsamında, temel bilgileri sıkmadan anlatıp, uygulamalarla daha kolay anlaşılmasını sağlıyoruz.  Ayrıca koçluk yaklaşımlarını da kullanarak, katılımcıların kendi yeteneklerini keşfetmesine ve işlerine aktarmasına, atölyeden bir eylem planı ile ayrılmalarına destek oluyoruz.

Atölye devamında sunduğumuz koçluk veya danışmanlık seçenekleriyle de atölye kazanımlarını derinleştirip, kapsamlı bir eylem planına dönüştürme yönünde desteğimizi sürdürüyoruz.

Atölye kapsamında elde edeceğiniz kazanımları başlıklarını aşağıdaki gibi özetleyebilirim:

  • İşletme fonksiyonları hakkında bilgi sahibi olmak
  • Pazarlama ve marka kavramları konusunda bilgi sahibi olmak
  • İş planı kavram ve uygulama
  • Tüm bu kavramların işinize nasıl uygulayacağınız hakkında bilgilenmek
  • Kendinizi daha iyi tanımak için farkındalık geliştirme
  • Farklılaşma
  • Kendi markanızı yaratma
  • Pazarlama planınızı oluşturma

Siz de işinizi parlatmak istiyorsanız, “Kendi İşini Parlat” atölyesine bekliyoruz.

Atölye hakkında daha detaylı bilgi almak için iletişim bilgileri:

e-posta: info@pontegelisim.com

Telefon: 0 850 201 78 11 – 0 532 349 07 94