Markalaşmak İçin Ne Yapmalı?

Boşa zaman ve para kaybetmemek adına markalaşma sürecini, işini bilen deneyimli bir ekiple yapılandırmanız ve yürütmeniz çok önemli. Bu ekibi işletmenizde kendiniz oluşturabilirsiniz ya da konusunda uzman kişilerden destek alarak ekibi oluşturabilir, uzmanların rehberliğinde süreci yürütebilirsiniz.

Burada tekrar vurgulamak isterim; en başta doğru bilgiyi temel alarak işe başlamanız size hem zaman hem para kazandıracağı için önemli.

Markalaşma stratejik olarak yönetilmesi gereken bir süreç. Aslında pazarlama planı ile markalaşma sürecini birbirinden ayırmak pek mümkün değil.

Bir pazarlama planınız olmadan markalaşamazsınız. Markalaşmak için de mutlaka bir pazarlama planına ihtiyacınız var.

Markalaşma süreci kapsamında pek çok faaliyet yer alır. Bu süreci bir akış şeması şeklinde basitçe şu şekilde inceleyebiliriz:

akis

Bu akışa bakarak, “Tamam akış güzel de biz markalaşırken tam olarak neler yapacağız?” diye sorabilirsiniz. Markalaşma kapsamında yapılabileceklerinizi biraz daha açık anlatabilmek adına,   maddeler halinde sıralayalım:

  • Pazar araştırması
  • Ürünün yaratılması
  • Marka konumlandırması
  • Konumlandırmaya uygun
    • Marka kimliği
    • Marka logosu
    • Kurumsal kimlik
    • Ürün ambalajları
  • Fiyat stratejisi
  • Dağıtım stratejisi
  • Marka tescili
  • Marka stratejisine uygun iletişim stratejisi
    • Farklı mecralarda tanıtım aktiviteleri
      • TV
      • Basın
      • Internet
      • Sosyal medya
      • Vs…
    • Satış noktası aktiviteleri
      • Tanıtım standları
      • Broşürler
      • Promosyon malzemeleri
      • Vs…
    • Satış promosyonları
    • Halkla ilişkiler
    • Kurumsal sosyal sorumluluk
    • Sergiler, fuarlar, konferanslar

Tüm bunlar markalaşma dendiğinde akla gelen temel faaliyetler.

Ancak her marka bu faaliyetlerin hepsini yapmak zorunda değil. Her marka konumlandırma, fiyatlandırma, dağıtım gibi temel faaliyetleri yaptıktan sonra, kendi ihtiyacına ve hedeflerine göre diğer faaliyetlerini belirler.

Markalaşma konusu bu makalemde biraz teorik kaldı aslında. Ancak daha sonraki makalelerde markalaşma sürecine farklı açılardan bakacağız, o zaman konu çok daha kolay anlaşılabilecek.

Pazarlama Planı Ne İşe Yarar?

Pazarlama planı işletmeniz için çok önemlidir. İşletmenizin hangi hedeflere, nasıl ulaşacağını belirlemenizde bir rehber işlevi görür.

Temel olarak pazarlama planı aşağıdaki soruların yanıtlarını içerir:

  • Neredeyim?
  • Nereye gitmek istiyorum?
  • Gitmek istediğim yere nasıl ulaşacağım?

Şu anda “Ben bunları zaten biliyorum. Neden plan gerekiyor? Plan yapmaktan iş yapamıyoruz.”  diye düşünüyorsunuz belki.

Ama okumaya devam ederseniz pazarlama planınızın işletmeniz için ne kadar önemli olduğunu göreceksiniz.

Bir gününüzü düşünün: O gününüz planlıysa çok daha verimli geçirirsiniz. O gün yapmak istediklerinizin hepsini gerçekleştirirsiniz.

Benzer şekilde bir pazarlama planınız olursa, ne yapacağınızı, nasıl yapacağınızı net olarak belirlerseniz, plan çerçevesinde istediğiniz noktaya ulaşmanız çok daha kolay olur.

Pazarlama planı;

  • Sizi düşündürür.
  • Geleceği, rekabeti düşünmenizi sağlar.
  • Geleceği tahmin etmenizi kolaylaştırır.
  • Değişimleri görmenize yardım eder.
  • Yaratıcılığınızı arttırır.
  • Rekabette nasıl farklılaşacağınızı gösterir.
  • Müşterilere nasıl ulaşacağınızı görmenize yardım eder.
  • İşletmenizi, olanaklarını daha iyi tanımanıza, olası riskleri ve fırsatları görmenize yardımcı olur.
  • Hedeflerinizi koyup, onlara nasıl ulaşacağınızı belirlemenizi sağlar.

Pazarlama planı, şirketinizin iş planının bir parçasıdır. Hazırlanması zaman ve emek ister. Ama titizlikle hazırlanan bir plan, verimli ve etkin iş sonuçlarının gerçekleşmesine yardım eder.

Pazarlama planı sürecini aşağıdaki gibi basitçe anlatabiliriz:

resim

Unutmayın, pazarlama planı yaparsanız, doğru faaliyetleri gerçekleştirirsiniz. Neyin işe yarayıp yaramadığını görürsünüz. Yaptığınız harcamalar boşa gitmez. Şirketinizin uzun vadede karlılığı artar.

Pazarlama Bütçesini Nasıl Belirlemeli?

Yılsonu geldi. Firmanızın önümüzdeki yıl için pazarlama bütçesini belirlediniz mi?

Bütçeyi belirlediniz ya da belirlemeye çalışıyorsunuz. Kafanızda aşağıdakilere benzer sorular olduğunu tahmin ediyorum:

  • Ayıracağım miktara nasıl karar vermeliyim?
  • Ciromun belli bir yüzdesini mi pazarlama harcamalarına ayırmalıyım?
  • Bu bütçe yeterli mi yoksa fazla mı yüksek?
  • Bütçemin boşa gitmemesi için ne yapmalıyım?
  • Düşük bütçeli birkaç proje mi yapsam sadece?

Bu soruların yanıtlarını vermek zor gibi görünebilir. Ancak hedeflerinizi bilirseniz, iyi bir planlama yaparak, verimli ve doğru bir bütçe oluşturabilirsiniz.

Pazarlama bütçesi, faaliyet gösterdiğiniz sektöre, işinizin hacmine, şirketinizin eskiliğine, hedef pazarınızın büyüklüğüne, büyüme hedeflerinize ve pazarlama hedeflerinize göre değişir. Örneğin yeni bir firmaysanız ve bir marka oluşturmaya çalışıyorsanız, daha fazla pazarlama bütçesi ayırmanız gerekir. Yıllardır bilinen bir markaysanız pazarlama bütçeniz görece daha düşük olabilir.

Bütçeyi etkileyen birçok faktör olduğu için, cironun belli bir yüzdesini pazarlama bütçesine ayırmak” yaklaşımının doğru olmadığını düşünüyorum.

Pazarlama bütçesini, yukarıdaki faktörleri dikkate alarak hazırladığınızı düşünelim. Peki, bu bütçeyi nerelere harcayacaksınız?

Burada dikkat edilmesi gereken nokta işleyen ve getirisi olan faaliyetlere para harcamak.

Peki, yapılacak harcamanın işe yarayıp yaramayacağını nasıl bileceksiniz?

Eski bir şirketseniz, önceki yıllarda yapılan harcamaların detaylı olarak incelemeniz gerekir. Hangi pazarlama faaliyetine ne kadar harcama yapıldığını, işe yarayıp yaramadığını detaylı olarak incelemelisiniz. Buna göre, pazarlama ve büyüme hedeflerini de göz önüne alarak, bir sonraki yılın faaliyetlerini ve harcamaları planlamalısınız.

Yeni bir şirketseniz, yapılacak faaliyetlerin maliyetlerini detaylı olarak belirleyip, olası getirilerini de hesap etmelisiniz. Kendinizi tanıtmanız için daha çok çaba gerekeceğinden, bütçenizi oluştururken bunu da dikkate almalısınız.

Bütçe oluştururken işinizi kolaylaştıracak şey, bir pazarlama planınızın olması. Pazarlama planı konusunu da sonraki yazıda inceleyeceğiz.

Şart mı Marka Olmak?

Her yerde marka olmanın öneminden bahsediliyor. Firmalar markalaşmak için çalışıyor. Birçok büyük firma, mevcut markalarına yatırım yapıyor.

Sizin de kafanız karışıyor belki:

Şirketinizde işler yürüyor. Ürünleriniz satıyor. Satışlarınız iyi, para kazanıyorsunuz. “Pazarlamaya gerek var mı yok mu?” tartışmasındaki gibi “ne gerek var marka olmaya?” diyorsunuz. “Şimdi marka olmak için büyük bütçeler ayırmam lazım. Televizyon reklamı yapmam lazım. “ diye düşünüyorsunuz ve soruyorsunuz:  “Şart mı marka olmak?”

Evet, marka olmak şart!

Ne Gerek Var Pazarlamaya? başlıklı makalemde detaylı olarak bahsettiğim değişen dünya koşullarına uyum sağlayabilmek ve uzun süreli var olabilmek için marka olmak şart.

Markalaşmanın en önemli faydası ürünleri daha yüksek fiyatlandırabilmek, dolayısıyla karlılığı arttırabilmek, böylece de uzun yıllar ayakta kalabilmek.

Marka bir işletmenin en önemli maddi varlığı. Çünkü:

  • Ürünün diğer rakip ürünlerden ayrışmasını ve tercih edilmesini sağlar.
  • Rekabet avantajı yaratır.
  • Ürünü satın alan tüketicinin yüklendiği risklere karşı bir kalite güvencesi sağlar. 
  • Sadık tüketiciler oluşturur.
  • Ürünün eşdeğer ürünlere göre yüksek fiyatla satılmasını sağlar.
  • Sürekli karlılık için önem taşır.
  • İşin yüksek katma değer üretecek şekilde yönetilmesine hizmet eder.
  • Marka şirketlerin itibarını arttırarak, kurumsal marka değerini de yükseltir.
  • Bu maddi varlığın değeri oranında da firmaya yatırımcı bulmak kolaylaşır.
  • Yeni pazarlara açılmayı, yeni müşteriler bulmayı kolaylaştırır.
  • Tescil edildiği için, ürünü hukuki açıdan güvence altına alır.

Ama hala aklınızda soru işaretleri var, değil mi?

Marka olmak önemli de bunun için çok para harcamamız gerekiyor. Ya harcamalarımız boşa giderse? ” diye düşünüyorsunuz.

Evet, marka olmak için bir yatırım yapmak gerekiyor. Ama mutlaka televizyon reklamı yapmak, çok büyük bütçeler ayırmak gerekmiyor. Her firma kendi hedeflerine uygun bir bütçe ayırarak, marka yatırımı yapabilir. Önemli olan bu yatırımın sürekliliğini sağlamak ve yatırımı doğru yerlere yapmak.

Bir önceki yazımda markalaşmanın emek, bilgi ve deneyim gerektiren bir süreç olduğunu söylemiştim. Markalaşmak araştırmaya dayanan stratejik bir çalışma. Doğru bir planlama ve marka konusunda yetkin ve markaya inanan bir ekip gerektiriyor.

Markalaşma sürecinin başarıya ulaşması için de en başta üst yönetimin desteği gerekiyor.

Markalaşmaktan korkmayın ama boşa zaman ve para kaybetmemek adına doğru adımları atın. Bunun için de konuyu iyi bilen deneyimli bir ekiple çalışın.

Marka Marka Dedikleri

 

Marka deyince aklınıza ne geliyor?

Muhtemelen sevdiğiniz, sürekli kullandığınız markalar geliyor aklınıza.

Parfümünüz Chanel No 5. Telefonunuz I-Phone. Bilgisayarınız Casper.

Sütünüz Pınar. Yoğurdunuz Sütaş. Favori içeceğiniz Coca Cola Zero.

Kıyafetleriniz Network. Kot pantolonunuz Mavi. Beyaz eşyalarınız Arçelik.

 

Logo_of_Mavipinar2 (1)

 

indir

 

 

 

Peki, neden bu markaları tercih ediyorsunuz?

Çünkü;

Onları seviyorsunuz. Sizi temsil ettiklerini düşünüyorsunuz.

Sosyal ortamlarda imajınızı yansıtıyor.

Markalarla kendinizi özdeşleştiriyorsunuz, aranızda duygusal bir bağ oluşuyor.

Bu markalar hayatınızı kolaylaştırıyor.

Kaliteli olduklarına inanıyorsunuz. Güven duyuyorsunuz.

Belki benzer ürünlerden daha pahalı ama siz bu markaları almayı tercih ediyorsunuz.

Ödediğiniz paranın karşılığını alacağınızı, herhangi bir riskle karşılaşmayacağınızı düşünüyorsunuz.

Bu nedenlerle satın alma kararınız kolaylaşıyor, hangi markayı alacağınıza hemen karar verebiliyorsunuz.

İstediğiniz marka ürünü bulamazsanız, başka bir marka satın almıyorsunuz, yani markaya bir bağlılık geliştiriyorsunuz.

Bu markaları tercih etmenizin nedenleri aslında markanın ne demek olduğunu gösteriyor bize.

Herhangi bir ürünü bir ihtiyacınızı karşıladığı için alıyorsunuz. Örneğin, aldığınız herhangi bir kot pantolon sadece giyim ihtiyacınızı karşılıyor.

Ama markalı bir ürün aldığınızda durum değişiyor. Örneğin, Mavi markalı kot pantolon da temelde giyim ihtiyacınızı karşılıyor. Ama bunun ötesinde şeyler de sunuyor size:

Kaliteli ve uzun ömürlü bir ürün aldığınızı biliyorsunuz, çünkü Mavi’ye güveniyorsunuz.  Kot deyince aklınıza Mavi geliyor ve başka bir marka kot almıyorsunuz. Bunun yanında kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Sosyal ortamlarda imajınızı yansıttığını düşünüyorsunuz.  Mavi’yi kendinize yakın buluyorsunuz. Onun genç, dinamik kişiliğini kendinizle özdeşleştiriyorsunuz.

Tüm bunlar sizin zihninizde oluşan “Mavi” algısı. Mavi ile kurduğunuz duygusal ilişki.

Gördüğünüz gibi artık sizin için bir kot pantolon değil, Mavi var.

İşte bu örnek markanın ne olduğunu bize açıkça gösteriyor.

Marka bir ürün değil, üründen çok daha öte bir şey. Tüketicinin zihninde oluşan algılar bütünü, tüketici ile ürün arasındaki ilişki.

Bir ürünün marka olması kısa ve kolay bir süreç değil. Emek, bilgi, deneyim gerektiren uzun vadeli bir süreç.

Bu süreçler başka yazıların konusu olacak.

Bu kısa makalede, teorik tanımlara girmeden, öncelikle markanın ne olduğunu basitçe kavrayalım istedim. Sonraki makalelerimde marka ve markalaşma konularına farklı açılardan bakacağız.

Bu arada makalede geçen markalar, sadece bir tüketici olarak bahsettiğim markalar. Hiçbiri ile ticari bir ilişkim bulunmuyor.